20/10/2009 · Kategori: Haberler
 

 Nasa su bulmak amaciyla AY'ι bombalamis.

 Yazdigim bu cumleye kendim bile inanamiyorum. Dunyayi bombaladiklari yetmiyordu sira aya geldi. Ayda su bulsan ne olur sen dunyadaki suyun kiymetini bilemiyorsun.
 
Artik benim hic ama hic suphem kalmadi ki bu insanlarin dunyaya ve dunyadaki hayata karsi bir damla saygilari yok. Herkes avaz avaz bagirip dunyanin bozulan dengesinden bahsederken  bunlar nasil boyle bir sey yapabilirler?

 Ay ve dunya arasindaki dengeyi bugun ilkokul cocuklari bile bilir. Ay dunyanin uydusudur,  icimizdeki ve dιsιmιzdaki butun sular aya baglidir. Gel-git olayi ile dunyadaki butun sular, icimizdekiler de dahil yukselir ve alcalir. Kadinlarin regl olaylari, buna bagli olarak hamile kalmalari, hatta bence lohusa kadinlarin sutleri bile ayin durumuna  baglidir.

Ay annedir, kadindir, annelik ve kadinlikla ilgili cok seydir.

Yok, artik benim bilime ilime inancim kalmadi. Ya da bilime hakim olan insanlarda maalesef is yok. Yapilan hersey, istisnasiz olarak dunyaya, aya, insana, kadina, cocuga zarar veriyor. Bir yerlerde yanlis giden birseyler var ama bakalim neler olacak!!!

Zaten bilinen birseydir fakat icinde yasadigim icin cok iyi gozlemliyorum ki bu ulkede (ABD)aile, kadin-cocuk kavramlari bizim bildigimiz manalari tasimiyor. Kadin kadin degil, aile aile degil, kadin ve cocuk ruhu saglikli degil, aile ruhu yok. Tabii onlarin kuyruguna takilmis olan digerleri de ayni yoldalar dogal olarak. Yani biz de kaybediyoruz, kadinligimizi, cocuklugumuzu, bizi birarada tutan baglari, mutluluk kaynaklarimizi kaybediyoruz. Heryani tas- duvar evlere-binalara tikilinca kendimizi birsey olmus saniyoruz. Fakat sunu hatirlatirim, biz erkek degiliz, kadiniz. Kadinligimizi kaybettigimizde elimizde kalan sey bir hic olacaktir. Oyle birsey olamaz demeyin, izlemediyseniz eger "Children of Men"i izleyin.

Bombalamayi bir videoda birkac dk izledim. Spiker Turk de olsa buyuk bir heyecanla olayi anlatiyordu. Bombanin dugmesine basanlarin heyecanini varin siz dusunun. Meyve ve sebzelerin genetik kodlarini degistirdiklerinde, cekirdeksiz  hatta küp seklinde karpuz urettiklerinde, besinlerin icine onlarca zehir doldurunca bayatlamadigini gorduklerinde, esleriyle zaman gecirmeleri icabederken robot ve balon kadinlar urettiklerinde, bir avuc kumas ,  bir avuc boya ve bir suru kimyasal maddeyle sahte kadinlar yaratip onlara taptiklarinda, atom bombasi uretip hatta kullanabildiklerinde nasil heyecanlanmislardi kimbilir. Ama bence en cok Irak'i isgal ettikten sonra oradaki butun tohumlari toplayip yakarken  zevk almislardir, cunku bu sayede herkes onlara daha cok benzeyecektir...
Onlar bizim gibi degiller, farklilar...

Dogal olana(insan, hayvan, bitki) dunyanin dogal ve mukemmel ekosistemi gereklidir. Bozulan ekosistemin canlilari da bozulmus, degisime ugramis, safligini ve mukemmelligini kaybetmis sahteler, ne oldugu belli olmayan seyler olacaktir.

 Biz cocuklugumuzda buyuklerimize guvenmeyi, karsimizdaki herkese saygi gostermeyi ogrenmistik. Fakat artik buyuklerimiz guvenilir degil ve herkes saygiyi haketmiyor. Gözlerimizi acip görmeyi ögrenmemiz lazim. Maalesef cogu zaman bakiyor ama görmuyoruz.
Ya da uyuyoruz...


Asagidaki haber yazilarini okumanizi öneririm

***Genetik olarak değişikliğe uğratılmış bitki ve hayvanların ileride istenmeyen problemlere yol açabileceği belirtildi.***

Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi yayımladığı raporda, genetik olarak değişikliğe uğratılmış bitki ve hayvanlarla ilgili kaygılarını dile getirdi. Genetik bitki ve hayvanların vahşi hayata karışmaları durumunda istenmeyen sonuçların ortaya çıkabileceği ifade edildi. Amerika Gıda ve İlaç Dairesi, raporu incelemek üzere akademiye başvururken, dairenin raporun ışığında genetik mühendislik ürünü bitki ve hayvanlar hakkında karar vermesi bekleniyor. Raporda genetik hayvanların kaçıp vahşi bölgelere geçme olasılığı üzerinde duruluyor. Balık, kuş ve böceklerin vahşi dünyaya karışmasının sorunlar doğuracağı ifade ediliyor. Bu canlıların doğal benzerlerinden daha hızlı üreyip, yaygınlaşabildiğini kaydeden uzmanlar, bunun sonucunda da doğal canlıların genetik hem cinsleriyle rekabet şansını kaybedeceklerini belirttiler.

Genetik olarak geliştirilmiş canlılarla ilgili diğer bir kaygılarının bu canlıların ürettikleri proteinlerin insan sağlığı açısından bir tehdit oluşturması olduğunu ifade eden uzmanlar, bu sağlık sorunlarının başında da alerjilerin geldiğini kaydettiler. Bilimadamları birçok kişinin genetik olarak üretilmiş proteinlerin yan etkilerine son derece açık olduğunu ve bu yan etkilerin bilinmediğini belirtiyor. Genetik olarak geliştirilmiş canlılarla ilgili kaygılar yalnızca bunlar değil. Bazı canlılar sağlayacakları gıda için değil, örneğin derilerinin kalitesini arttırmak için genetik değişikliğe uğratılıyor. Bilimadamları bu canlıların etlerinin gıda üretiminde kullanılmasının son derece yanlış olacağını söylüyor. Bunun için de birçok yasal düzenlemenin yapılması ve tüketicinin korunması gerekiyor. Diğer taraftan, genetik değişikliğe uğratılmış canlıların yavrularının normalden daha iri olması şimdiye kadar düşünülmemiş başka sorunların ortaya çıkmasına yol açtı. Bunun en iyi örneği de inek ve koyun yavrularının beklenmedik büyüklükleri nedeniyle sezaryenle dünyaya gelmeleri olarak gösterildi.

Genetik olarak geliştirilmiş canlılarla ilgili az sayıda yasal düzenleme bulunuyor. Amerika Gıda ve İlaç Dairesi bu canlıların sahiplerinden onları satmamalarını ve üremelerini engellemelerini istiyor. Gıda ve İlaç Dairesi'nin inek gibi canlıların üretilmesi ve satılmasıyla ilgili incelemeleri sürüyor.

Evrim Öcal

 

"GENETİK MÜHENDİSLİĞİ PAHALI PROTESTOLARA YOL AÇIYOR-

Bilim çevrelerinde konu olan bir adım atan 46 yaşındaki mikrobiyolog, John Fagan Ulusal Sağlık Enstitüsünün verdiği yılda yaklaşık 614.000 dolarlık ödeneği geri çeviriyor... Bunu yapma nedeni bitkiler ve hayvanlar üzerinde sürdürülen kontrolden çıkmış ve akılcı olmayan deneyler ve ortaya çıkan yeni organizmaların çevreye bırakılmasını protesto etmek." -The Washington Post "BİR BİLİM ADAMININ VİCDAN AZABI- Fagan'ın düşünceleri (...), konunun dışında kalan pek çok kişinin biyogenetik deneylerin ortaya çıkarabileceklerine ilişkin henüz açıklığa kavuşmamış endişelerine parmak basıyor."

-International Herald Tribune




 
14/10/2009 · Kategori: Haberler
Bunlar ormanin kenarinda acan gece cicekleri. Aksamlari gunes battiktan sonra aciyorlar, sabahlari gunes dogup gunesin isiklari onlarin uzerine vurunca kapaniyorlar. Bembeyaz cok guzeller...



























31/7/2009 · Kategori: Haberler
Bu canlιlarι daha önce gördünüz mü?

RedPanda


FennecFox


AtlanticPuffin


KomodoDragon


Macaw


RedUakariMonkey


Bunun da bir kedi oldugunu sanιyorum ama emin değilim Siritiyor




10/2/2009 · Kategori: Haberler

 

Avustralya, son 110 yılın en büyük orman yangını ile boğuşuyor. Yangında ölenlerin sayısı 170'e yükseldi. Alevler hala kontrol altına alınamadı.

Yetkililer, 365 bin hektarlık alanın yandığını, 1000 kadar evin kül olduğunu, binlerce itfaiyecinin, eyaletteki 23 yangının kontrol altına alınması için çaba harcadığını, bazı bölgelerin kundaklandığından şüphelenildiğini, iki kişinin bu sebeple gözaltına alındığını belirtti.

Yetkililer ölü sayısının 200'ü aşabileceğini açıkladı. Hala ulaşılamayan bölgelerde ölenlerin olduğu tahmin ediliyor.

Şiddetli rüzgar yüzünden insanlar aniden alevler arasında kaldı. 47 santigrad dereceye kadar ulaşan hava sıcaklığının söndürme çalışmalarını olumsuz etkilemesi, ölü sayısının artmasına yol açtı.




Doğal afet bölgesi ilan edilen Queensland'de, aralık ayından beri devam eden şiddetli yağışlar sebebiyle 17 nehrin taştığı ve eyaletin yüzde 62'sinin sular altında kaldığı bildiriliyor. Binlerce evin zarar gördüğü, maden ocaklarının kapatıldığı eyalette, 70 milyon dolarlık hasar tespit edildi.

Avustralya'nın, şiddetli yağışlar ve sel baskınlarının meydana geldiği ikinci büyük eyaleti Queensland'de yetkililer, halkı timsah ve yılanlar konusunda uyarıyor.

Yetkililer, sel baskınları sebebiyle kent merkezlerine kadar inen timsah ve yılanların kurtarma çalışmalarını engellediğini söylerken, görgü tanıkları, ana caddede insanları ve köpekleri kovalayan 4 metre boyunda bir timsah gördüklerini, yılanların ise hemen her yerde karşılarına çıktığını belirtiyor.



Cuma, 23 Ocak 2009 08:57

Avustralya'da 50 balina karaya vurdu
Avustralya'nın güneyinde kıyıya vuran 50 ispermeçet (kaşalot) cinsi balinanın 48'i telef oldu.

Geçtiğimiz Kasım'dan bu yana Tazmanya kıyılarına vuran 150'den fazla balina telef oldu. Bilim, balinaların neden sahile vurduklarına halen açıklık getiremedi.




« Önceki :: Sonraki »

<



Myspace Layouts For Girls!